BÖLÜM ÖZETİ

1001 İş podcast serisini dördüncü bölümünde, muhafazakar moda ürünleri girişimleri Modanisa ve Tesbihane’nin e-ihracat başarılarını konuştuk.

 

BÖLÜM KAYNAKLARI

 

BÖLÜM KONUŞMALARI

Burak Seyman: Selamlar herkese ben Burak Seyman. Bu hafta 1001 İş’in 4.bölümünde Tesbihane ve Modanisa gibi muhafazakar moda üzerine çalışan girişimleri inceleyeceğiz. Topu Ahmet Bey’e bırakıyorum.

Ahmet Caner: Merhabalar herkese. Bu hafta incelemek istediğimiz iki firmanın özelliği aslında belli bir kesime hitap etmesi ve ciddi bir başarı özellikle Modanisa’nın bu coğrafyada önemli bir başarı hikayesi yazması. Türkiye’den ilk e-ticaret global e-ticarette bir unicorn çıkmış olması. Bunun sebeplerini tartışacağız. Yaptıkları işler nereden nereye geldi bunu konuşacağız. Özellikle Goldman Sach’tan fonlama yatırım almaları Türkiye için de çok önemli bir ekosistem için de çok önemli bir kredi oldu. Bunları tek tek konuşacağız. Tesbihaneye gelince de aslında burada dünyadaki 1,8 milyar Müslümanın kendi içinde özel tükettiği bir ürünle nasıl Türkiye’den globale çıktığı konusunda analizimizi yapacağız.

Kadir Köymen: En basitinden ben sorayım o zaman Tesbihane adı üstünde tesbih satıyor. Öbür şirketin kimin hangi problemini çözdüğü sorusunu sorayım ben.

Ahmet Caner: Tabii. Şimdi bizim aslında Modanisa’da üstünde durmak istediğimiz konu şu yani burada nasıl bir model uygulandı nasıl bir başarı sağlandı kök nedenleri nelerdir diye bakarken son dönemde şöyle bir tespit var: Dünya’da şu an dijital entegrasyonu geçiş yapan aslında hızlı gruplardan biri de Müslüman gençler ve burada sadece Müslümanlar değil de inaçlarına göre yani kendi tarzına göre yaşamak isteyen gruplar belli bir noktada onlara sunulan hizmeti güçlendiriyor. Yani Modanisa aslında tıpkı Türkiye gibi doğu ile batı arasında kalıp bizim daha önce filmlerden de bahsettiğimiz gibi yani Türk dizilerinin Körfez Bölgesi’nde Arap Yarımadası’nda çok tutmasının sebebi de  aslında modern Müslüman imajının filmlerde çok güzel işlenmesi. Bu sahn sonra da muhafazakar giyim Modanisa üzerinden çok hızlı bir büyüme trendine giriyor.Ekibin e-ticare e-ihracat altyapısını ve operasyonunu çok iyi yönetmesi bizim bölgede bu konuda Modanisa üzerinde çok hakim olmamızı sağlıyor.

Kadir Köymen: Ben ne sattıklarını hala anlamadım yani ne satıyorlar Modanisa nedir kimin hangi problemini çözüyor? Yazılım mı satıyorlar donanım mı satıyorlar?

Burak Seyman: Ben hızlıca şöyle açıklayayım hemen Tesbihaneyi sordunuz önce, Tesbihane tesbih satmaya başlamış zaten adından da anlaşılacağı üzere ama şu an daha çok aksesuar temelli her şeyi satıyor gördüğüm kadarıyla. Yüzükler de var saat de var işte kadınlar için kolyeler ve diğer aksesuarlar da var. Temel olarak daha çok aksesuar üzerine yoğunlaşmış. Modanisa ise daha çok giyim üzerine işte başörtüsü var,bluz var,ceket var,ayakkabı,çanta aklınıza gelirse kadınlar ne giyerse hepsinde Modanisa aslında yapıyor satıyor. Bunların ürün grupları bu şekilde.

Kadir Köymen: Amazon gibi al sat mı yapıyorlar yoksa kendileri marka mı basıyorlar üzerine.

Ahmet Caner: Burada kendi markaları da var. Eski tabiriyle tesettür giyim yeni tabiriyle muhafazakar giyim. İngilizcesi de modest fashion dediğimiz Müslüman genç modern insan, yani genç demeyeyim de, daha trend ve modern giyim tarzının dünyada gelişmesi Modanisa burada normal abiye kıyafetten mayo,haşemaya kadar birçok şeyi ama designerlerın içinde olduğu markaların da içinde olduğu bir platformda satıyor. Kendi markası da var diğer markaları da yine burada satıyor.

Kadir Köymen: Ve bir yandan da zaten Türkiye’de dizi sektörü işte bu hani modern İslami yaşam konusunda bir şey olduğu için trendsetter olduğu için ve bu trendsetter üretim Türkiye’de yapıldığı için aynı zamanda o dizilerdeki kostümler kıyafetler vesaireler falan Türkiye’deki diğer Modanisa gibi şirketler tarafından yapıldığı için Türkiye 1-0 önde nabzı yakalamak,üretime geçmek,tasarıma öncü olmak konusunda önde. Modanisa belki de bunun avantajını yaşıyor diyebilir miyiz?

Ahmet Caner: Burada şöyle bir durum var: Türkiye tekstilde güçlü. Türkiye hem Müslüman hem modern bir ülke. Türkiye yine tabii doğuyla batı arasında İstanbul özellikle eski zamanlardan bu yana karma bir kültürün yetiştiği bir şehir. Bu son dönemde internetin de tabii etkisiyle tüm dünyada insanlar birbiriyle iletişim en üst seviyedeyken bu moda ve diğer kulvarda da bu geçirgenlik hızlanıyor ve aslında ideal kendi inancını da yaşayarak ama modern dünyaya da adapte olan yeni bir kitle, yeni de değil yani bir kitlenin talebi belirli adreslerde karşılık buluyor ve bu daha sonra aslında büyük markaların da fark ettiği ve buna aksiyon aldığı bir fırsat olarak görülüyor. Nike’ın bir reklam kampanyası vardı izlediniz mi bilmiyorum.Yine genç ve muhafazakar bir bayan figürüyle başarı mesajı veriliyor. Dolayısıyla asıl konu şu hem Müslümanlık hem Hristiyanlık ve diğer gruplar adına sunulan hizmetler ve çözülen problemler karşılık buluyor. Yani siz inancınız gereği istediğiniz giyim tarzında istediğiniz çeşitliliği eskiden istediğiniz zamanda bulamazken şu an bulabiliyorsunuz. Bulduğunuz yerde de bunu güçlendiriyorsunuz.

Kadir Köymen: Peki biz bir yandan bu podcasti özür dilerim Ahmet lafını kesiyorum ama biz bu podcastte insanlara ilham vermek değişik iş fikirlerinden bahsediyoruz ya tabii ki motive de oluyorum, değişik bir iş kolundan haberdar olmak iyi bir şey. Ama bir yandan da ürkütücü. Neden? Modadan bahsediyoruz nasıl söyleyeyim, çok aktörlü bir konu. Televizyon sektörüne de bağlı trendsettera da bağlı, elimizdeki birtakım rüzgarlara da bağlı. Şimdi burada büyük aktörlerin yön verdiği bir yerde temel seviyede bir girişimci için ne fırsatlar var ki?

Ahmet Caner: Ben orayı şöyle toparlayayım: Modanisa da aslında başladığında niş bir alanda yeni bir hizmet sunuyordu ama bunun globale yayılması özellikle Körfez Bölgesi’nden talep alması bu da Körfez Bölgesi’nin alım gücünün yüksek olması kargo maliyetlerini karşılıyor olması bir fırsat yaratıyor. Şimdi bugün asıl fırsat nerede dersen şunu söylemeye çalışıyorum: Evet bir giyimde hem modern hem inanca saygılı yani Türkiye bunu temsil ediyor zaten. Dünyada coğrafi olarak da bunun yansıması modest fashionda karşılığını buldu ki biliyorsun bir detayda da bunu sadece aslında Müslümanlar değil Amerika’daki Hristiyanlar da daha giyimi sahiplenen belli başlı gruplar da var. Burada şunu diyebilir miyiz: Bugün bir tesbih çıkıyor dünyada Müslümanların veya bu tarz grupların şu anda kendi düzenlerinde yaşarken belli bir problemi var mı? Bu giyimden aksesur olabilir, dijital aplikasyon olabilir; yaşamın içinde mesela neyi yapmak istiyorlar ama yapamıyorlar diye baktığımızda fırsatlar açısından şu anda dijital İslami ekonomi Dubai’de özellikle çok fonlanan bir konu. Onlar 4 başlığa bunu çıkarmışlar, bir tanesi helal yiyecek. Dünyada her yerde aslında yaşamda muhafazakar olan insanlar helal food certificated(helel yemek sertikası) var biliyorsun. Bu alanda da pazar yerleri ve diğer girişimler var, hatta bir tanesi Safran diye bir girişim. Amerika’da ciddi yatırım aldı ciddi bir başarı sağlıyor. Amerika’daki ve dünyadaki Müslümanlara hitap ediyor. İkincisi modest fashion zaten bahsettik. Üçüncüsü medya ve veririmlilik, yani medya derken medya ve dijital alanlardaki bütün ürünlerde problem yaşadıklarını söylüyorlar ve burada bir ekonomi oluşuyor. Dördüncüsü de Müslüm trend and travel yani biraz daha kendi inaçlarına uygun tatil,eğlence. Bu konuyu sadece Müslümanlar üzerine odaklamamak lazım aslında. Mesela Budizmle yaşayanların da varsa bir problemi onun üzerine bir şeyler düşünülebilir, biraz genişten düşünmek lazım.

Kadir Köymen: Ben de şu an iyi anladım: Bir dinin ya da bir kültürün özellikle bu kültür batı kültürü değilse, çünkü batı kültürü modern yaşamı inşa eden öncü toplumlar arasında. Genelde bir teknoloji oradan doğuyor ama kültürel detayları düşünülmüyor yani batı toplumunun yaşam tarzına uygun şekilde tasarlanan her türlü tüketim ürünü oluyor.Sonra bunlar olduğu gibi diğer kültürlere geçirilemiyor o sırada birilerinin bu batı kültüründen gelen bakım ve hizmetleri o kültüre adapte ederken bir elden geçirilmesi ve kültüre uygun hale getirilmesiyle alakalı bütün kültürlere doğru bakış atılması binbir tane iş getiriyor akla hakkaten.

Ahmet Caner: Yani burada tabii ki Burak da bu konuda gözlemlerini anlatabilir

Burak Seyman: Burada şöyle bir durum var benim gördüğüm kadarıyla geçen bölümde de onu konuşmuştuk, özelleştirme ve kişiselleştirme üzerine konuşmuştuk. Daha fazla kişiden daha az kişiye doğru bir akım var. Bu bir trend. Artık insanlar hem kendine özel bir şeyler istiyor hem de bunun fiyatını,tedarik süresini çok kafasına takmıyor. Bunun çok büyük kitlelere gitmeden önce ufak ufak gruplara kültürlere göre böldüğümüzde aslında orada Ahmet Bey’in bahsettiği o bölgede Müslüman azınlık olabilir, Budist azınlık olabilir ya da başka bir hani milletten milliyetten bir azınlık olabilir onların ihtiyaçları bölgelere göre değişiyor olabilir, belki iklimine,mevsimine göre değişiyor olabilir. Belki tercihleri mezheplerine göre de değişiyor olabilir.Burada aslında her bir alt kırılım yeni yeni fırsarlar yeni yeni kitleler oluşturuyor.Bunların üzerinden onların ihtiyaçlarını analiz etmek,yaptıkları aramalara bakmak, içlerinden biri olabiliyorsak, onların sorunlarını bire bir bilmek daha sonra o sorunları çözmek üzerine bize büyük bir okyanus verir.Biz bu okyanus içerisinde onların sorunlarını çözen bir ürün olabilir bir hizmet olabilir birçok şey üretebiliriz.Burada Tesbihane ve Modanisa’nın da yapıtığı şey aslında benzer. Dünya’da yükselen bir Müslüman giyim tarzının daha modernleşmesi isteği daha fazla hani diğer insanlar gibi farklı renkli,farklı tarzda,farklı çeşit ve tasarımlarda giyinmek ya da takı takmak isteği bu iki girişim ve bunların benzeri yüzlerce girişimi ortaya çıkardı çünkü bir sorun var belirli bir kitle var bu kitle büyük toplu üretimler tarafından göz ardı edilmiş, doğrudan o hedef kitleye özel çözüm sunduklarını zaten ortaya çıkıyor.

Ahmet Caner: Burada inovasyon bekleyen bir çok konu var.Bizim bu programa hazırlanırken kendi birikimlerimizin yanı sıra aslında biliyorsunuz tartıştığımız birçok konuyu belirli bir standartta raporlara dayanarak da ilerliyoruz. Bu konuda yine çok büyük firmaların hazırladığı araştırılmış raporlar doğrultusunda da ben birçok konuyu oradan da referans alarak konuşuyorum.Dünya’da 1,8 Müslüman var bunun içindeki dijitale entegrasyon oldukça yüksek.Bugün Endonezya,Malezya,Singapur,Dubai’nin dışında bu bölgelerden aslında ne kadar pay alıyoruz bu konuda çok ciddi data yok. Raporlarda zaten mesela açık olan alanlardan sadece modest fashiondan bahsediyorum yani muhafazakar modadan bahsediyorum. Burada mesela bir erkek kıyafetini açık bir alan olduğunu raporda söylemişler aktif giyim yani abiyeden ziyade spor giyimden outdoor mesela buna göre şekillenebilecek yine niş bir alanı olan yine belli bir kitleye hitap eden inovasyon bekleyen hani bu fashionlarda da o ibadet yaparken entegre olmak veya bununla ilgili yine verimlilik sağlayabilecek ne bileyim zaman,ezan zamanlarını bildirip yine diğer dini ibadetlerini uygulama içinde zamanında yapmaları sağlanan bir sürü application var bunlara alt alta koyduğumuzda ben şunu görüyorum: Eğer Modanisa ve Tesbihane gibi bu toplam özünde bununla yetenekleri harmanlayıp globale doğru bir marka çıkıyorsa bunun alt kırılımlarında da zaten fırsatlar olmalı. Girişimcilere biz özellikle bunları anlatıyoruz aslında aynı raporda İslamic finance dedikleri yani faizsiz fon sağlama veya mevduat gibi imkanların Türkiye’de de var tabii karşılığı bunların dijital alanda karşılık bulması için bir sürü ciddi girişimler var. Yani bugün siz bir dijital bankaya belki bir application sayesinde belki de bir Dubai’deki bankaya bu sistem içerisinde dahil olabileceksiniz yani 3-4 sene sonra.

Burak Seyman: Dediğiniz gibi zaten hani biz niş kitle falan diyoruz ama yani oradaki açığı göstermek için biraz öyle uzun uzun açıkladım ama zaten söylediğiniz gibi 1,8 milyar Müslüman Dünya’da var ve bunların ihtiyaçları bu kadar iyi analiz edilmemiştir.

Ahmet Caner: Kusura bakma Burak böldüm ama unutmak istemedim. Uber’in en büyük yatırımcısı yani softbank Suudi Arabistan’dan gelmişti. Bu şöyle aslında benim sağlam izlenim olarak edindiğim bir şey de şu:Uber ilk defa tüm dünyada dolmuş yani böyle büyük taşıma araçlarını sahaya sürdü ya bunu özellikle yani Körfez Bölgesi’ndeki Müslümanlar kalabalık haneler halinde yaptıkları için Uber’in acayip sempati topladığını ve her yerde olmasını istediklerini bana söylediler. Uber mesela böyle bir kitlenin 1-2 taksiyle gidebileceği yani büyük bir aile olduğu için,, elinin altında çözülür şekilde sundu. Aslında batının sunduğu Uber bu bölgedeki insanların yine aile yaşamı anlayışındaki bir problemi çözdüğü için destek buluyor. Dolayısıyla burada sermaye var kaynağı da biliyorsunuz petrol, bunu mesela Dubai çok iyi kullanıyor. Yeni teknolojiye entegre anlamında. Arkasında yine Endonezya Malezya gibi büyük uluslar var.Biz burada Amerika’ya Almanya’ya baktığımız gibi ben Malezya’da de Kuala Lumpur’da sohbet ettiğimiz arkadaşlar hani onlar da bir açıdan Türkiye’ye mesela Antalya’da ev sahibi olmaya böyle acayip havalı bir şey olarak anlatıyorlardı ve çok da seviniyorlardı emekliliğimizi Türkiye’de geçireceğiz diye. Kıyafetinden dizisine, birçok konuya kadar yine bu ana eksene bağlanıyor. Benim son dönemde bizim mesela şöyle de bir buna uyumlu bir şey söyleyeyim, belki fark etmişsinizdir: Yalova’da Trabzon’da belki farklı bölgelerde Körfez Bölgesi’nden gelen turist sayısının çok fazla arttığı hatta evler alındığı siteler yapıldığı söyleniyor.Eskiden de olan bir şeydi ama burada söylenen Muslim trend and travel mantığı kendini geliştiriyor.Yani İngiltere aslınd Hristiyan bir ülke olmasına rağmen bu ılımlı giyimin dünyadaki iki tane moda başkenti var biri İstanbul biri de Londra.

Kadir Köymen: Evet ki yani şey konusuna ben özellikle takıldım yani dikkatimi özellikle çekti.Burada bir petrolden kaynaklı bir sermayeye sahip para imkanı olan ülkeler var. Aynı zamanda bu ülkeler petrolden kazandıkları için kendi üretim yetkinliklerine sahip değiller ve öte yandan bu ülkeler Türkiye’yi de bir nevi modern görüyorlar ve aslında bizim belki de yanlış bir benzetme olacak ama biz Avrupa’yı ve Amerika’yı nasıl görüyorsak onlar da bizi öyle görüyor. Ondan dolayı da bizim geliştirdiğimiz ürün ve hizmetlere karşı hayranlık oluşturmaları çok daha hızlı oluyor. O yüzden burada çok daha büyük bir avantaj var. Bu bölümde bunu vurgulamış olduk. Yani bizler Pazar olarak batıyı göreceğimize diğer özellikle işte diğer İslam ülkelerini görmeye başlarsak ve o istisna kültürüne spesifik ürün ve hizmetlere odaklanırsak da çok güzel bir satışın çok daha kolay ve hızlı olma ihtimali olduğundan bahsediyoruz.

Ahmet Caner: Evet burada yani şu detayı da ben söyleyeyim bunu biz bölümün web sayfasında paylaşacağız hem bu raporlara ekleyeceğiz hem de çok çok önemli bir detay yani burada şöyle de bir durum var: Muhafazakar giyim ılımlı giyim diye böyle çeviriler oluyor konuşma içerisinde bahsetmiştim ama aslında ben Amerika’da bire bir şahit olduğum için de dikkatimi çekti bir obezite insanların şu anda modern dünya obeziteyi görmüyor. Yani veya dışında tutuyor veya seçenekler o kadar fazla değil. Birinci kitle çok büyük bir kitle bu. İkinci kitle de aslında sıfır beden ve herkesin böyle zımba gibi olduğu reklam filmlerinin ötesinde yani normal yaşam standartlarına uygun ama yani bu tarzı biraz daha rahat giyinme tarzını modern ve şık olabileceği şekliyle sunan pazara bence tutundu.Orada da ciddi bir alıcı var.Yani demek istediğim sadec inanç sahipleri değil mesela hafif kilolu bireyler de bayanlar da buradan belli bir alım yaparak aslında bu kanadı yani küçük bir pazar küçük bir işletmeyken şu an ciddi bir ana eksen işletmeye çevirdi yani.

Kadir Köymen: Harika. Bunların hepsi harika ilham verici şeyler. Ben çok şey öğrendim sayenizde.

Burak Seyman: O halde bu bölümü sonlandırabiliriz isterseniz. Söyleceğiniz ek bir şey varsa buyurun.

Ahmet Caner: Burada şu an tabii şöyle bire bir iş fikri üzerine konuşmak hem doğru hem değil. Ama bizim burada ana problemi tanımlayıp ana başarı örneklerini sergiledikten sonra kendi özelinde kişilerin bunun üzerine düşünmesi ürün geliştirmesi fikir geliştirmesi bizim söylediğimiz pazarlara bakması başarı hikayelerine bakması hatta ilerleyen günlerde farklı ortamlarda tartışma analiz etme destek olma gibi ilerleteceğimizi düşünüyürorum. Umarım ilham olmuştur.

Burak Seyman: Aslında bu bölümde iki tane markadan bahisle muhafazakar modayı ılımlı modayı konuşmuş olduk. Sadece onunla sınırlı kalmadık üzerine 1,8 Müslümanın ihtiyaç duydupu farklı alanlardaki ürün ve hizmetlerden bahsettik. Turizmden bahsettik, finanstan bahsettik gibi. Buradaki önemli konu büyük markaların sahip olduğu büyük niş ihtiyaç sahibi kitleler var. Bu kitlelere özel araştırmalar yapıp bu kitlelere özel ürün geliştirebiliriz.Buradan da bir iş kurabiliriz. Özetini böylelikle yapmış oldum. Bu bölümün kaynaklarını, özetini 1001is.com’da bulabiliyor olacaksınız. Bu kaydı da biz Burak Seyman: Zoom üzerinden yaptık yine herkes evinde coronavirus dolayısıyla. Bundan dolayı kayıtta bazı aksaklıklar ortaya çıkmış şimdiden mazur görüle. Dinlediğiniz için teşekkürler.Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.

Kadir Köymen: Görüşmek üzere.

Ahmet Caner: Görüşmek üzere.