BÖLÜM ÖZETİ

1001 İş podcast serisinin altıncı bölümünde düdüklü tencereden imparatorluk yaratan Robert Wang’ın üreticisi olduğu Instant Pot’u ve onun Amazon’daki e-ticaret başarısını konuştuk.

 

BÖLÜM KAYNAKLARI

 

BÖLÜM KONUŞMALARI

 

Burak Seyman: Merhabalar. 1001 İş’in 6. bölümüne hoş geldiniz. Ben Burak Seyman. Bu bölümde Instan Pot adlı işi inceleyeceğiz. Instant Pot çok amaçlı kullanıma uygun bir düdüklü tencere diyebiliriz. İstediğiniz malzemeleri içerisine koyduktan sonra çeşit çeşit yemek yapabileceğiniz bir tencere bu. Yoğurttan kırmızı etten tutun da pilav ve sebze yemeklerine kadar birçok yemeği yapabiliyorsunuz. Instant Pot’u geliştiren kişi kendi çocuklarına sağlıklı yemekler pişirmek için yola çıkmış ve daha çok beyaz yakalılar için işten eve döndüklerinde sağlıklı ve hızlı yemek yapabilme imkanı sağlamak istemiş. Bunu da başarmış zaten. 2010’da piyasaya sürüldükten sonra 2011’den 2018’e kadar her sene satışları ikiye katlanmış. Birçok Amazon pazar yerinde bestseller çok satan ünvanını kazanmış. Ben daha dün baktım sadece Amazon ABD’de aylık satış tahmini 240.000 adet. Yani günlük 8.000 adet civarında satışı var sadece ABD pazar yerinde. Diğer ülkelerdeki Amazon satışlarını da buna katarsak aylık 500.000 adete yaklaşan satışı var sadece Amazon’da. Ürünün fiyatı varyasyonlarıyla beraber 65 dolardan 180 dolara kadar değişkenlik gösteriyor , bu hesabı ben yapamadım.

Ahmet Caner: Ha ha ha

Burak Seyman: Bu başarının sebeplerinin ve kendimize çıkaracağımız dersleri konuşmak üzere sözü Ahmet Bey’e bırakıyorum.

Ahmet Caner: Burak Bey’e teşekkür ediyoruz yani çok güzel bir giriş oldu. Burada biz bu konuyu düşünürken ben özellikle şöyle öğrendiğimi anlatayım: İsrail’de bir müşterim var beyaz eşyada çalışıyordum ben ilk 7 sene. Biz dünyaya ihracat yapıyorduk gerçekten. Türkiye’de beyaz eşya konusunda dünyada iddialı hatta İngiltere’de Beko beyaz eşyada en iyi bilinen markadır.

Kadir Köymen: Evet doğru katılıyorum, ben de öğrenciyken Beko’ydu bizim yurttaki bütün beyaz eşyalar.

Ahmet Caner: Ha ha ha. Burada ben nasıl öğrendim, İsrail’deki müşterim ‘’ Instant Pot Türkiye’de üreticisi var mı  ‘’ diye sordu sonra konuya vakıf oldum biraz inceledim falan.  İşte bugün nasip oldu bunu incelemek , burada özellikle belirmek istediğim püf noktası olarak belirtmek istediğim konu şu: Dünyada çok büyük üreticiler var, AR-GE departmanları , muazzam bütçeler ama bir baba evde çocuklarına sağlıklı yiyecek verebilmek için aslında piyasada hiçbir ürün bulamıyor. Tabii burada Robert Wang kendisi doktora sahibi işsiz kalmış evde çocuklara bakarken bu problemi başkalarının da aslında yaşadığını hissettiğini görüyor kendi birikiminden para ayırıp böyle bir ürün geliştirmek istiyor. Kanada’da telekom sektöründe 14 yıl çalıştıktan sonra bu finansal kriz sebebiyle işsiz kalıyor. Çocuklara bakmaya başladığında da aslında sağlıksız yiyecekler yediklerini ve bütün beyaz yakalıların aslında koşturmaktan çocuklarına değer veremediklerini görüyor. Kendi buna çözüm üreteyim derken burada sadece Türkiye’deki Arçelik veya büyük markalarımızdan bahsetmiyorum burada Avrupa’daki milyar dolarlık firmaların böyle bir problemi görüp bir ürün geliştiremediği alanda hem cesaretle kendi tasarruflarından bir ürünü prototipini çıkarmak için yola çıkıyor. Mesela en çok röportajlarından biri de bu tehlikeli kısmını bu üründe tolere ediyor, birkaç ürünü bir arada koyuyor. Şimdilik şöyle kapatayım herhangi bir girişimci bir problemi tespit ettiğinde ve bunun da ortak paydada aslında sorun olduğunu gördüğünde bir fırsat olabileceğini ve belli bir sermayede geliştirdikten sonra da pazara sunulabileceğini hayal eder ama herkes burada para kazanma bizim burada anlattığımız resmen bir imparatorluk. Rakamların tekrar üzerinden geçeceğiz tek bir ürünle Amazon’un e ihracatında kaldıraç gücünün nerelere geldiğini göreceğiz yani. Burak burada istersen biraz daha rakamlardan konuşalım veya Kadir senin eklemek istediğin bir şey var mı?

Kadir Köymen: Ben tabii donanım gördüğüm için donanımda buradaki mühendislik başarısı nedir? Çünkü pazarlama başarısı çok iyi, çocuklarım sağlıksız besleniyordu onlar için daha iyi bir alternatif gerekiyordu tabii pek çok pazarlama başarısı var ürünü yerleştirme başarısı var ama hakkaten tencerede işe yaramak zorunda. Diğer tencereler yerine bunu almak işi nasıl başarılı , orada mühendislik olarak teknik olarak neyi çözüyor? Gerçekten merak ediyorum çünkü bir yandan şöyle bir şey var çok yemek yapma ustası değilim hatta hiç bilmiyorum yani yumurta kırmaktan hayatta ileri gidemediğim için bir tencerede ne özellik olması gerekir de hangi tencere iyi pişirir hangisi kötü pişirir konusunda hiçbir bilgim yok. Burada ben düdüklü tencere dedim niye dedim işte hani aslında mucizevi bir alettir ama bir yandan da adı o kadar talihsiz konmuştur ki insanların radarına o kadar iyi konmamıştır. Çok daha hızlı pişirmeni sağlar gerçekten de zamandan kazandırır yani o varken niye öbürünü kullanasın her şeyi yavaş pişirmek varken niye yavaş pişiresin? Daha az enerjiyle pişirmek varken niye daha çok enerjiyle pişiresin?

Burak Seyman: Burada şöyle söyleyebiliriz oraya da giresiye kadar ondan bahsedeyim: Sorunun asıl sahibi bu işin kurucusu olduğu için ilk ürünü de zaten kendi çocuklarıyla beraber geliştirmişler yani çocukları üzerinden yaptığı ürünün tadını keyfini lezzetini tatmış. Ona göre değerlendirme yapmış. Uzun süre hiç kimseye duyurmadan satışa geçmeden uzun süre prototip aşamasında bu ürün geliştirilmiş. O süreçte ne olduğunu açıkçası ben araştırdığımda bulamadım ancak soruna sahip birinin bu ürün üzerine çalışması zaten ürünü son kullanıcıya sanki tam bizlik bir forma dönüştürülmüş gibi getiriyor.

Ahmet Caner: Benim gördüklerimi söyleyeyim. Burada bir kere sale timing diyor yani zaman ve programlanabilirlik var ürünün üzerinde burada beyaz yakanın düdüklü tencereyle aslında yemek pişirmek belli bir zaman onunla vakit geçirmek hani koydun sonra takip ediyorsun falan burada bir kesinlikle zaman avantajı sunuyor kendi de zaten söylüyor bunu.

Burak Seyman: Bir şey diyebilir miyim? Aslında hem kısa sürede pişiriyor yemeği hem de öngörülebilir bir sürede pişiriyor yani siz 20 dakikayı set edip ayarlayıp o 20 dakikanız yine size ait çevirmekle döndürmekle uğraşmıyorsunuz.

Ahmet Caner: Zaten burada problemlerin ben hemen şuradan anlatayım yani problemleri burada listeleniyor yani. Bir kere hızlı pişiriyor ve zamandan tasarruf var , ikincisi buradaki yorumlara göre lezzetli yani piştikten sonra ürünün lezzetli olduğunu belirtiyorlar.

Kadir Köymen: Gerçekten iyi pişmiş bir şey de sindirilmesi kolay olunca otomatikman lezzeti iyice ortaya çıkıyor zaten ne kadar iyi pişmişse o kadar lezzetli oluyor ve bu alet gerçekten pişiriyor yani bir de anladığım kadarıyla kapağı hava geçirmiyor yani bayağı basınç üretiyor içeride. Buradaki menüsünden onu gördüm pressure level diye bir buton var yani bayağı zaten düdüklü tencere özelliğini zaten barındırıyor basınçla 100 derecenin çok daha üzerine çıkarak pişirebiliyor, artı elektronik olarak sıcaklığı kendi tayin ettiği için gerçekten tam istediği sıcaklığa çıkabiliyor. Ondan sonracığıma dolayısıyla her seferinde aynı lezzeti içerisinde mesela şeyi vermiş et koyduysan buna bas tohumlu şeyler koyduysan buna çorba için buna bas. Burada içinde hazır sıcaklık ve basınç programını barındırdığı için gerçekten bayağı muazzam bir şeyi çözmüş. Burada iddia ettiği easy to clean de bayağı vurucu diğer şeyleri zaten siz de söylediniz. O yüzden de bayağı konu çözülmüş.

Ahmet Caner: Ya bir de şöyle güvenlik benim düdüklü tencere diyince bu kendi tıs tıs tıs sesi var sürekli bir düdüklü pencere patlama şeyi olur korkusu olur yani. Bunu kendileri anlatırken de bu ikisinde uzaklaşacaksın bu sorunu yaşamayacaksınız diye anlatıyorlar. Advance safety protection kastı bence yeni nesil güvenlik sistemi eklenmiş buraya. Bence kullanıcısına veya tüketicisine bu güveni hissettiriyor arkasında tabii doktoralı bir designer üretici mühendis var ek olarak yine kapasite sanırım piyasada mevcut düdüklü tencerenin üzerinde çünkü 6 kişilik yemek yapabiliyor aslında bir önemli kısım da burada kaçırdık multicook diyor yani birden fazla yemeği aynı anda pişirebiliyorsun onu nasıl yaptığını anlamadım.

Kadir Köymen: Onu bilmiyorum ben de anlamadım.

Burak Seyman: Onu ben de bilmiyorum emin değilim aynı aynda yemek pişirmiyor muhtemelen ara koyarak ardı ardına pişiriyor.

Kadir Köymen: Steamer özelliği sayesinde, kap üstüne kap koyuyorsun onun sayesinde yapıyormuş.

Burak Seyman: Ha okey. Alt tarafta hazne var ben videolarını da inceledim. Easy to clean özelliği de oradan geliyor tek bir haznesi var bütün temizlemesi gereken başka bir şeyiyle ilgilenmiyorsunuz. Bir de şöyle bir durum var biz şu an bu ürünün bayağı gelişmiş bir versiyonunu inceliyoruz. 2016’da çıkan versiyonu sanırım bu. En çok satan versiyonu 7 in 1. Şu an 10 – 12 tane falan türü var bunun. Büyüğü, novası plusı,küçüğü, 3 kişilik 6 kişilik.9 kişilik… İlk günden beri aslında temel değerleri değişmemiş yani zaman bakımından size avantaj sağlıyor, kafa rahatlığı sağlıyor,  istediğiniz yemeği özellikle fonksiyonlarını seçtikten sonra size bir dakika çıkarıyor ve siz yani o ürünü bırakıp yemeği pişmeye bırakıp işinize devam ediyorsunuz. Geldiğinizde siz yemeğiniz sağlıklı bir şekilde pişmiş oluyor.

Kadir Köymen: Şimdi ben araya girmek istiyorum çünkü biz bir ürünün reklamını yapıyoruz devamlı ne kadar faydalı ne kadar güzel falan. Ve burada aslında tabii ki ürün faydalı olmak zorunda ve ürün onu sağlamış gerçekten de faydalı ama bu faydayı sağlamak için Elon Musk’ın roketleri böyle düşürmeden dik şekilde indiriyor ya dünyanın en büyük çabası ya o yani onu dik indirene kadar bir sürü de para, zaman  ve enerji harcamak zorunda kalıyor ya, ama burada öyle bir hikaye görmüyor burada da çok ciddi bir fayda var insanlık için ama basit bir şekilde sağlanmış o faydalar hali hazırda ben burada mesela ısıtıcı denen şeyi zaten çözülmüş bir şey. Ütünün içerisinde rezistans kullanılan her yerde ısıtma teknolojisi çözülmüş yani fırınların da ızgaraların da içerisinde var yani elektrikle ısıtma almış o şeyi bir form vermiş. Ondan sonracığıma işte sızdırmaz kapaklar, düdüklü tencereler, contaları bunların zaten var almış onlar burada yine takmış birtakım işte basınç sensörüdür sıcaklık sensörüdür bunların hepsi var başka cihazlar da var ben bu üründe o yüzden yeni bir çığır açmadan ziyade piyasada zaten ucuzlamış standartlaşmış pek çok komponenti yeniden ve yeni bir amaçla bir araya getirmeyi görüyorum biraz böyle lego parçalarıyla yepyeni bir ev yapma kabiliyeti görüyorum ve bu işte aslında bu heyecanlandırıyor biraz da bu yüzden bunu konuşuyoruz gibi geliyor bana.

Ahmet Caner: Şöyle de bir bakış açısı getirebilir miyim? Fast food yani adı üstünde hızlı tüketim ve başladıktan sonra sadece bütün piyasaya ele geçirmek değil artık bir kültürün parçası ve bizim hepimiz fast foodun hem dünyada hem türkiyede üreticiler olarak sağlıklı olmadığını biliyoruz . Burada anahtar cümle şu: fast food ama düdüklünün içinde. Aslında insaların hız talebini bu sefer sağlıklı bir formda ve evlerinde sunuyor ve bu görüldüğünden de bence çok büyük bir pazar ve zaten rakamlar da bunu gösteriyor.

Kadir Köymen: Sırf Amerika’daki satışları kaç adetti?

Burak Seyman: 240.000 adet.

Kadir Köymen: Satış tahmini bizzat dün kendim baktım bu şu an baktığımız liste üzerinden orada varyasyonları da var zaten orada görebilirsiniz toplamda bütün varyasyonlarıyla beraber 240.000 adet satıyor yani günlük 8.000 adet satış yapıyor.

Kadir Köymen: Yine hesabı yapalım o zaman şimdi 8.000 tane satıyorsa tanesi 80 dolardan çarpın işte 8 kere 8 64 640.000 mi yapıyor 64.000 mi ne yapıyor ya hesaplayamadım…

Burak Seyman: Benim hesap makinem dün en son satış tahmininde kalmış onu bir sileyim bakacağım.

Kadir Köymen: 80 çarpı 8.000 640.000 dolarlık günlük cirosu var sırf Amerika’da , çarpı 365 yıllık 230 milyon dolarlık tek başına Amerika’da ciro yapıyor. Tabii dünya kadar etrafına komisyonları var ama bu kadar adetlere çıkınca çok ciddi maliyet düşürmek de mümkün olur.

Burak Seyman: Bunun targetı , best payi onları daha öğrenemediğimiz için ben direkt Amazon verilerini söyledim.

Kadir Köymen: O zaman bir tencere yani Avrupa,Amerika satışları falan da var ya 500.000.000 dolarlık yıllık satış mı konuşuyoruz yani bir düdüklü tencere. Rakipleri falan da vardır bir de bunun yok mu yani?

Ahmet Caner: Şöyle patentli korunan bir kısmı var.

Kadir Köymen: Ya patent matent her şeyin patenti kırılıyor bunun mu kırılmayacak ne var Allah aşkına?

Burak Seyman: Ben şunu ekleyeceğim ben dün bayağı araştırdığımda bu ürünü başarılı olduğundan hemen sonra büyük üreticilerin de buna benzer kopyası bir ürünle patent kısmını bizzat kopyalamıyorlar ama zaman avantajını öne çıkaran,lezzetli ve sağlıklı fonksiyonları içeren ürünler geliştirmişler ama şöyle bir şey var: Bu ürünü geliştiren kişi zaten ilk gün zaten soruna zaten kendisi sahip olduğu için en iyi çözümü üretebilmiş ve ardından da ufak bir sır var Amazon’dan gelen her bir yorumun bu işin CEO’su okuyormuş her yorumu yani neyi sevmişler neden sevmemişler neyi iyi yapabiliriz ses mi çıkarıyor…

Kadir Köymen: Amazon’daki yorumlara da bir bakalım kaç yorum gelmiş… 71.000 ve 4,5 yıldız alınca tabii olay şey olmuş. Hepsini okuması normal.

Burak Seyman: Sonra da şöyle olmuş ilk 2-3 sene her yorumu okumuş. Tabii iş büyüyor onun keyfiyle okuyor sonra şu zamanlarda işin inanılmaz boyutlara geldiği zamanlarda artık kendilerine ders çıkarıyorlar, neyi kötü yaptık, kötü yaptıkları şeyleri çözüyorlar ve oradan inovasyon çıkarıyorlar. Yoğurt yapma özelliği var bu makinelerin yani belirli olanların büyük olanların. Mesela yoğurt yapma ihtiyacını insanların yoğurt talebini yorumlardan keşfederek geliştirmişler.

Kadir Köymen: Ama Allah aşkına bu çağda tabii ki de müşteri geri dönüşünü yapcaksın tabii ki de şirketin CEOsu yorumları okuyacak başka ne yapacak onu yapmayan mı kaldı yapmıyorsa yuh ona yani.

Ahmet Caner: Evet var şimdi Kadir yani…

Burak Seyman: Ha ha.

Ahmet Caner: Şimdi şöyle teraziyi doğru yapalım. Bizim Türkiye’de aldığımız hizmet dahil Avrupa’da alınan hizmetler dahil müşteriyi en üst sıraya koymayan birçok üretici var buna şahit oluyoruz zaten ama benim burada söylemek istediğim müşteri yorumlarını bir AR-GE kendini geliştirme inovasyonun devamı olarak ve daha çok memnun müşteriyi daha çok pazarda yaşayan memnuniyeti artırıyor. Bir önemli notum unutmadan onu söylemek istiyorum aslında kendi ürüne başladığında normal bildiğimiz geleneksel elinde çanta ve elinde ürünle etrafına satmaya çalışıyor.

Kadir Köymen: Ama kaç yılıydı bu kaç yılında oluyor bu olay aşağı yukarı biliyor musunuz?

Ahmet Caner: Yani Amazon’a giriş benim notlarımda 2010 civarı ama bakmak lazım. İlk ürettikten sonra iki sene falan kendi gelenekselde bu işi çabalıyor ve iyi gitmiyor o zaman.

Kadir Köymen: Hı hı.

Ahmet Caner: Amazon’u bilinçli seçmiyor veya interneti e-ticareti Amazon’a koyduktan sonra Amazon’da hem Amerika’ya hem dışarı bunu sattıktan sonra olay komple değişiyor yani bir ürünün kaderi buradaki kaldıraçla değişiyor yani.

Kadir Köymen: Evet.

Burak Seyman: Dijital içerikle dijital görünürlükle değişiyor. Burada bir katkı yapmak istiyorum. Buradan kendimize ne ders çıkarabiliriz babında bir okuma yaptığımızda zaten Kadir Abi’nin dediği müşteriyi dinlemek müşterinin ne istediğini anlamak önemli zaten bunu yapmalıyız ama burada bir aşama ileri gittiğimizde şunu görebiliriz aslında: Bu ürünün üreticisi müşterisini Amazon’daki yorumlarıyla tanıyor ve şu an Amazon’daki bu içerik sadece bu ürünü üreten bu ürünü satan kişiye ait değil o içeriği herkes görebiliyor yani siz gidip bir ürün üretmek istediğiniz zaman yani bir rakip ürününüzü bulduğunuz zaman Amazon’da benim rakip ürünümün eksikleri nelermiş veya neleri iyi yapmış hangi konuları sevilmiş hangi özellikleri sevilmemiş müşteri ne istiyor Amazon’a girip bakabiliyorsunuz. Bugün rakip ürünü üretmeden yani sizin sorununu çözdüğünüz rakip ürünü üretmenden direkt müşteri feed backlerini ilk elden toplayabiliyorsunuz.

Diğer müşterilerin diğer ürünlerin yazdıkları şeyler birer mirastır ve hepimiz için bir açık kaynaktır , oraya bakarak ürün geliştirilmelidir konusunda size güzel bir şey anlatıyor tüyo anlatıyor.

Burak Seyman: Ben bunu eğitimlerimde net bir şekilde söylüyorum: Amazon açık kaynak bir ürün kütüphanesi yani dünyada hiçbir yerde bulamayacağınız kadar fazla ürün var ve o ürünlerin her birinde yüzlerce binlerce ürün var yani siz bir ürün geliştirmek istediğinizde bugün doğrudan girin Amazon’a bakın ve sayfalarca içerik var. Buradan çıkaracağınız önemli çıkarımlar bile sizi belki birkaç sene belki birkaç ay önden başlatır. Hatta biz de hani bu yorumları daha hızlı analiz edebilmek için bazı araçlar kullanıyoruz.

Ahmet Caner: Aslında burada konuyu şöyle toparlayayım: Bir probleme çözüm bulunmuş sonra rakamları da beraber inceledik ve bunlar zaten official yani ortada 100 milyon dolarlardan bahsediyoruz.

Kadir Köymen: Yılda 500.000.000 dolar demekte bence sorun yok yani rahatlıkla bence sayılar onu söylüyor.

Ahmet Caner: Yılda 500.000.000 dolar yapamayan ve ben 30 – 40 yıllık beyaz eşya üreticileri tanıyorum hem Türkiye’den hem dünyadan. Dolayısıyla yani girişimciliğin ve global düşünmenin ve problem çözmenin ve hatta bunları Kadir’in söylemiyle lego parçalarını birleştirerek yapmanın ne kadar büyük getiriye sahip olabileceğini görüyoruz. Türkiye’de beyaz eşya konusunda inanın çok üretici vardır. Sizin aklınızda bir fikir olsa bunun prototipini Türkiye’de de geliştirebilirsiniz. Kısa bir örnek olarak da şunu söyleyeyim: Sanırım bizim dünyaya sunduğumuz bir ürün de Türk kahve makinesidir.

Kadir Köymen: Evet, doğru. Bir ara onu mu konuşsak? Ayrı bir bölüm mü yapsak şimdi mi konuşsak?

Burak Seyman: Aynen başka bir gün de onu inceleyelim.

Kadir Köymen: Arçeliğin değil mi?

Ahmet Caner: Paralelde bir ürün geliştirme olduğu için bunu da belirtmek istedim. Belki yine farklı açıdan baktığımızda farklı bir ürün arkadaşlar geliştirebilir bizler geliştirebiliriz onun için zihnimizi ve vizyonumuzu geniş tutmamız iyi olur. 1001 İş’i dinlememiz çok iyi olur.

Burak Seyman: Ha ha ha.

Kadir Köymen: Benim her hafta sayenizde biraz daha iyi düşünmemiz lazım biraz daha farklı düşünmemiş lazım biz daha farklı düşünmek derken o kadar da belki de çok büyük bir problemi çözmüyoruzdur küçük bir problemi çözüyoruzdur onun için fazla uğraşıyoruzdur belki de daha büyük bir problem bulmamız ve daha az uğraşarak çözeceğimiz ama büyük de bir problemi çözeceğimiz için biraz daha fazla emek vermemiz lazım, bunu hızlı geçiyor herkes, birinci aşamayı yani ürünü problemi bulma kısmını çok hızlı geçiyor sonra yıllarını belki 10 yıllarını problemi çözmek için harcıyor sonra çözüyor belki ama bir de bakıyor ki çok büyük bir problem değilmiş ve sonra dediğin gibi bu tencereyi geliştirmek için harcadığı enerjinin 10 katını harcayıp bunun 1000de birini kazanamıyor çünkü problem yeterince güçlü değil. Daha büyük problemler var, bazı problemler de ama Elon Musk’ınki gibi roketi tersine indirmek gibi zor çözmesi. Onu da kast etmiyoruz. Problem büyük olsun ama çözümü işte bu tarz lego gibi hazır komponentleri değişik şekilde bir araya getirerek, yeni bir konfigürasyonla ortaya çıkararak hazır bir şekilde problemi çözmek çok kıymetli.

Ahmet Caner: Biz bu işe başlarken 1001 İş’te girişimci olmanın aslında bir problem çözmek ve bunun günlük hayatın içinde keşfedebileceğiniz sorunları paraya çevirmek olduğunu söylemişti. 1001 İş’te de inşallah bundan sonra yine aynı yakalayabildiğimiz örnekleri paylaşarak hep beraber bu alandaki zihin haritamızı genişletelim.

Burak Seyman: O halde 1001 İş’in 6. Bölümünü bu şekilde sonlandıralım.

Kadir Köymen: Diğer 1001 İş’te bakalım neler neler konuşacağız merakla bekliyorum.

Burak Seyman:  Evet ben de heyecanlıyım işin gerçeği.

Ahmet Caner: Keyifli bir sohbet oldu elinize sağlık teşekkür ederim.

Burak Seyman: Teşekkürler herkese, görüşmek üzere.